25 Eylül 2017 Pazartesi
 
 » Ana Sayfa
 » Şirket Profili
 » Hizmetlerimiz
 » Ürünler
 » İnsan Kaynakları
 » Resim Galerisi
 » Ziyaretçi Defteri

Alan Adı Sorgulama
www.
.com-.net-.org Yardım

Arama
Sitede Webde

powered by FreeFind

www.Belediyeler.Net

Sitemizdeki güncellemelerden ve yeniliklerden haberdar olmak isterseniz
 E-Mail  Adresinizi
Kayıt ediniz
İsminiz:

E-Mail Adresiniz:

Ekle: Çıkar:

www.Belediyeler.Net

Arama Siteleri:
Son Güncelleme
08.11.2014

www.Belediyeler.Net

 

 

 

Türkiye'nin Belediyeler Portalı

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Özkök'den uyarı: Internet giderek tehdit haline dönüşüyor.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Özkök'den uyarı: Internet giderek tehdit haline dönüşüyor

İSTANBUL 16.03.2006 TSI 20:00
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök, internetin gelişmesiyle birlikte "psikolojik harekat ve uluslararası siber terörde" bir tırmanma yaşandığını belirterek, "Günümüzde ülkeleri korkutan en önemli konu, bilgisayar ağlarının ve İnternet'in ülkenin gelişimini sürükleyen en önemli araç olmasının yanında, yönetilebilir olmaktan çıkarak bir tehdit haline dönüşmesi ihtimalidir" dedi.
Orgeneral Özkök, Genelkurmay Başkanlığı internet sitesinde yer alan ve bugün Harp Akademileri Komutanlığı'nda yaptığı konuşmada, Harp Akademileri'nin TSK içinde en çok önem verdiği kurumların başında geldiğini ifade ederek, özellikle buradan yetişen ve mezun olan subayların kalitesinin yüksek olmasının çok önemli olduğunu düşündüğünü belirtti. Orgeneral Özkök, "TSK'nin bütün birimlerinde kurum vizyonuna uygun yürütülen önemli çalışmalar ağırlıkla bu arkadaşlarımız tarafından hazırlanmaktadır. Bu çalışmaların verimliliği, kalitesi onların bilgi ve yetenekleriyle doğru orantılıdır" diye konuştu.
Akademi öğrencilerine, "Geçmiş yıllardan sizlere intikal etmiş ve 'arşiv' diye adlandırdığınız dokümanları hangi sıklıkla kullanıyorsunuz?" diye soran Orgeneral Özkök, bu soruyu yöneltmesindeki maksadın, artık ellerindeki geçmiş yıllardan kalan dokümanların şu anki gereksinimlere yanıt vermediğini vurgulamak olduğunu söyledi.
Orgeneral Özkök, şunları kaydetti:
"Hatta ben şunu da iddia ediyorum; elinizde geçen yıldan kalan benzer dokümanlar bile bugün güncelliğini yitirmiş olmalıdır. Çünkü içinde bulunduğumuz çağ ve yaşadığımız değişim, bırakınız yılları, bir günü ve bazen bir saati bile diğerinden farklı kılmaktadır. Bilginin ve hatta bazen bilinen, geniş çevrelerce kabul görmüş yaklaşımların bile hızla eskidiği bir çağda yaşıyoruz. Dolayısıyla, eskiden akademi öğrencisi için bir servet kıymetinde olan arşivlerin bugün artık çok fazla önemi olduğunu söylemek mümkün değildir.
Arşiv sahibi olmayanlar, arşiv sahibi arkadaşlarına göre biraz fazla düşünüyor olabilirler, ancak bu düşünsel zorlanmanın onların araştırma yeteneğine ve yaratıcılıklarına çok önemli katkı sağladığını unutmasınlar. Benim sizlere tavsiyem, eski dokümanlara tabii ki bakın. Ancak onları yargılayın ve kendi düşüncelerinizi mutlaka çalışmalarınıza aktarın. Özellikle iletişim ve bilişim altyapısını teşkil eden İnternet de dahil olmak üzere tüm araçların sunduğu imkanları devamlı olarak kullanın." Orgeneral Özkök, internetin kullanıcılara sunduğu sınırsız olanakların yanında, çok dikkat edilmesi gereken ve ülkelerin bekasını tehdit edebilecek riskler taşıdığına da dikkati çekerek, şöyle devam etti:
"İnternetin gelişmesiyle birlikte psikolojik harekat ve uluslararası siber terörde bir tırmanma yaşanmıştır. İnternet, korkakların insan karalama forumuna dönüştürülmüştür. İnternet ortamından yararlanılarak yapılan psikolojik harekat, hedefi insan, silahı kitle iletişim araçları ve mermisi propaganda ve iftira olan bir tür mücadele yöntemidir. Günümüzde ülkeleri korkutan en önemli konu, bilgisayar ağlarının ve İnternet'in ülkenin gelişimini sürükleyen en önemli araç olmasının yanında, yönetilebilir olmaktan çıkarak bir tehdit haline dönüşmesi ihtimalidir. Çünkü, Ahmet Pekel'in 'Bilişim Güvenliği' adlı makalesinde de vurguladığı gibi; ülkelere ait stratejik önemi haiz bilgisayar sistemleri, terörist eylemler yoluyla vurulabileceği gibi siber saldırıların da hedefi olabilir ve zarar görebilir. Devlet kurumlarına ait bilgisayarlar, bankacılık sistemleri ve e-ticaret siteleri yoğun siber saldırılara maruz kalabileceği için ciddi tehdit altındadır. Ayrıca, İnternet yoluyla yayılan fikirlerin, ülkelerin dokusu ve bekası üzerindeki etkisi de gittikçe artmaya başlamıştır. Bazı ülkelerde yaşanan yönetim değişikliklerinin altyapısı İnternet yoluyla hazırlanmıştır.
Bu sebeple, sizin yaptığınız sanal ortamdaki çalışmaların bir şekilde dünya üzerinde hızla yayılması yüksek bir ihtimal dahilindedir. Bu noktada, ürettiğiniz dokümanların doğruluğu, kalitesi ve özgünlüğü çok önemlidir. Bundan dolayı ortaya koyacağınız her çalışma yüksek standartlarda hazırlanmalıdır. Aksi taktirde, yapılan çalışmalar 'akademik' sıfatlamasını alamaz. Bunun için, bilgi devrimi tüm yönleriyle birlikte anlaşılmalı ve özellikle eğitim sistemimizdeki uygulamalara yansıtılmalıdır."

FARKLI FİKİRLER KARŞISINDA DİKKATLİ OLMAK LAZIM
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök, ''asimetri yaratacak fikirlerden ürkmemek'' gerektiğini belirterek, ''uygarlığın, karşı fikirlerin çarpışmasıyla geliştiğine'' dikkati çekti ve ''Çok aykırı fikirlerle karşılaşabilirsiniz, hele bu fikirlere 'vatan haini bir düşünce' gibi çok iddialı bir önyargı ile yaklaşırsanız, fikirlerden istifade marjını daha başlangıçta sıfırlamış olursunuz'' dedi.
Orgeneral Özkök, ''Ne yazık ki son yıllarda çoktan seçmeli imtihan usulleri, bir iki neslin hareket tarzı yaratma kabiliyetini yok etmiş, hepsini lider değil, tabi yapmıştır'' görüşünü dile getirdi.
Orgeneral Özkök, İspanya'nın Bilbao kentinde modern mimari yapıtlarından biri olan ''Guggenheim Bilbao Müzesi''nin inşa hikayesinden örnek verdi.
Orgeneral Özkök, şöyle konuştu:
'' Bu süreci anlatan mimar ve mühendislerin anlatımlarındaki şu hususlar çok dikkat çekicidir; - Böyle bir yapıyı tasarlayabilmek için ''düşünce seansları'' uyguladık.
- Daha önce hiç kimsenin uygulamadığı bir yaklaşım denedik.
- Sıra dışı mühendislik yöntemleri uyguladık.
- Bilgisayar olmasaydı herhalde böyle bir yapıyı tasarlayamazdık.
- Bilgisayar çizimlerinden sonra bilginin etkin biçimde dağıtımı çok önemliydi.
- Kağıt üzerinde her şey inşa edilebilir, ancak uygulama bambaşka bir şeydir.
Bu altı husus, gelecekte çok önemli görevler üstlenecek ve karmaşık problemleri çözmek durumunda kalacak siz genç arkadaşlarım için önemli mesajlar içermektedir. Bir atasözü vardır; 'Bir deli kuyuya bir taş atmış, 40 akıllı çıkaramamış.' Bu sözün tersi bir yaklaşımla, bazen problemlerin çözümünde bir deliye de ihtiyaç duyulabilir. 40 akıllının bile karmaşa içinden doğru çözümü bulmak için yeterli olamadığı bir durumda, içinizden birinin aklına gelen ve sizlere başlangıçta oldukça sıra dışı gelen bir fikir çözümün anahtarı olabilir.
Bu bağlamda benim sizlere tavsiyem, hiçbir zaman herhangi bir konuda ileri sürülen bir fikre karşı ön yargıyla hareket etmeyiniz. Çok aykırı fikirlerle karşılaşabilirsiniz, hele bu fikirlere 'vatan haini bir düşünce' gibi çok iddialı bir önyargı ile yaklaşırsanız, fikirlerden istifade marjını daha başlangıçta sıfırlamış olursunuz. Asimetri yaratacak fikirlerden ürkmeyiniz. Bazen onlara bakar yanlış, bazen de çok doğru olduğumuzu anlayabiliriz. Unutmayınız ki uygarlık karşı fikirlerin çarpışmasıyla gelişmiştir. Müsademe-i efkardan, barika-i hakikat doğar. Yenilikler hep karşı fikirler sayesinde ortaya çıkmıştır.
Bir İngiliz tasarımcısı olan Ross Lovegrove '21. Yüzyılı Tasarlamak' konulu sunumunda öğrencileriyle ilgili şunları söylemektedir; 'Öğrencilerime bakıyorum. Çok zeki ve yetenekliler. Ama bunları kullanmak akıllarına gelmiyor. Çünkü öyle bir sistemde yetiştirilmişler. Geçen sene bir öğrencim yalvarıyordu. 'Siz fikir verin, ben ne isterseniz yapacağım' diye. Fikir vermedim. Önce zorlandı, sonra çok güzel fikirler bulup uyguladı. Eksiklik burada. Yapamamakta değil. Yapmamakta. Yanlış alışkanlıklar kazandırılmasında. Ne yazık ki, bizde de son yıllarda çoktan seçmeli imtihan usulleri, bir iki neslin hareket tarzı yaratma kabiliyetini yok etmiş, hepsini lider değil, tabi yapmıştır.'' Orgeneral Özkök, çağdaşlığın temel göstergelerinden birinin ''problemi tanımlamak, analiz etmek ve aşmak'' olduğunu belirterek, ''Bizler, önümüze sürekli çıkacak engellerin, öncelikle ana çerçevesini tanımlayabilmeliyiz. Daha sonra, tüm yönleri ile önyargıdan uzak olacak şekilde tartışabilmeliyiz. Bu arada bizi hedeften uzaklaştıracak 'çeldiricilere' sapmadan problemi çözebilmeli ve engelleri aşabilmeliyiz'' diye konuştu.
Bu sürecin, sistemleri işler tutan ve ileriye götüren basit ancak çok önemli bir sosyal işlev olduğuna dikkati çeken Özkök, ''yoksa birbiriyle boğuşan ve meselenin çevresinde dolaşanların ayakta kalamayacağını'' vurguladı.

YENİ GÜVENLİK ORTAMI VE TÜRKİYE'YE ETKİLERİ
Genelkurmay Bakanı Orgeneral Özkök, Türkiye'nin yüzyıllardır dünya üzerindeki diğer ülkelerden çok farklı ve zor bir coğrafyada yaşamak zorunda kalan bir ülke olduğunu belirterek, ''Ne yazık ki bu durum tüm beklentilerin aksine Soğuk Savaş sonrası da değişmedi, daha da kötüleşti. Nitekim, bu zor coğrafyada, güvenlik bağlamında kontrol etmek ve yönetmek zorunda olduğumuz parametre sayısında da önemli bir artış olmuştur'' dedi.
Orgeneral Özkök, parametre sayısındaki artışın, güvenlik konusundaki yeni yaklaşımların, ülkenin bugünkü güvenlik ihtiyaçları ve askeri alanda yaşanmakta olan değişimin sorunlara Soğuk Savaş döneminin yaklaşımıyla bakmayı olanaksız hale getirdiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Küreselleşmeyle beraber, ülkelerin etki ve ilgi alanlarının sınırlarında önemli değişmeler olmuştur. Artık etki ve ilgi alanları neredeyse birbiri üzerine binmiş durumdadır ve bu durum ülkeler arası çıkar çatışmalarının temelini oluşturmaktadır. Örneğin, yüzyıllar önce 'Monroe doktrini' ile kendi kıtasıyla ilgi ve etki alanını sınırlandıran ABD'nin etki ve ilgi alanının sınırlarını bugün tespit etmek mümkün değildir. Etki alanı günümüzde belki de bütün dünyadır. İlgi alanı ise güneş sisteminin derinliklerine kadar uzanmaktadır. Gelişmiş ülkeler için uzay en önemli ilgi alanıdır.
Bir diğer önemli konu da özelikle 11 Eylül 2001 tarihindeki saldırılar sonrası, bu çıkar çatışmasına ilave olarak dünya üzerindeki bölünmeye doğru yönelme eğilimidir. Soğuk Savaş sonrası dönemde, başlangıçta şüpheyle karşılanan Amerikalı Prof. Huntington'ın gelecekteki çatışmaların; din, tarih, dil ve geleneklerle birbirinden ayrılan medeniyetlerin oluşturduğu fay hatları boyunca meydana geleceğini öngören 'Medeniyetler Çatışması' kuramı giderek daha fazla taraftar toplamakta ve bu kuramı doğrular nitelikte gelişmeler yaşanmaktadır. Özellikle, Danimarka gazetelerinde yayınlanan karikatürler sonrası dünyada yaşananlar bu konuda son dönemde yaşadığımız önemli bir gelişmedir.'' Orgeneral Özkök, bir diğer farklı yaklaşımın ise başarılı ve başarısız devlet kavramları olduğunu belirterek, hatta bazı Fukuyama gibi siyaset bilimcilerin, 11 Eylül saldırılarını devlet yetersizliğinin devasa bir meydan okuması olarak kabul ettiğini, ayrıca devlet zayıflığının ulusal olduğu gibi uluslararası boyutunun olduğuna da işaret ettiğini anlattı.
Yine, bazı bilim insanlarının, dünyayı fonksiyonel yani işleyen merkez ve entegre olamamış boşluk olmak üzere ikiye ayırdığına işaret eden Orgeneral Özkök, özellikle savaş bölgelerinin, güç gösterilerinin, asker konuşlandırmanın, tahliye, güvenlik ve barış gücü operasyonlarının her bakımdan sorunlu ve başarısız devletlerin yer aldığı bu boşlukta yer aldığını iddia ettiklerini kaydetti.

DEVLETTEKİ YÖNETİM KALİTESİNİ, ONU OLUŞTURAN KURUMLARIN KALİTESİ BELİRLEMEKTEDİR
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök, bir devletteki yönetim kalitesini, devleti oluşturan kurumların kalitesinin belirlediğini belirterek, bunu tamamlayan diğer hususların da kurumların iç ahengi ve diğer kurumlarla uyumlu, etkili işbirliği ve eşgüdüm içinde çalışmaları olduğunu bildirdi.
Orgeneral Özkök, her konuda sürekli kavga eden, uzlaşamayan toplumların moral değerlerinden yoksun bir şekilde bu seviyeyi yakalamalarının hayal bile edilemeyeceğini, bu nedenle bir ulusun refahı, istikrarı, geleceği ve bağımsızlığı için ''iç barışın'' önemli olduğunu kaydetti.
Orgeneral Özkök, başarısız veya zayıf devletlerle ilgili sorunlar incelendiğinde, bu devletlerin sahip olduğu önemli sorunların; fakirlik, ekonomik istikrarsızlık, soysal refahı oluşturamama, güvenlik üretememe veya güvensizlik nedeni olma ve özellikle devlet yönetimindeki zayıflık olduğunun görüleceğini belirtti.
Özellikle en sonuncusu kurumsal kaliteyle de yakından ilgili olduğunu ifade eden Orgeneral Özkök, şöyle konuştu:
''Bir devletteki yönetim kalitesini, devleti oluşturan kurumların kalitesi belirlemektedir. Ayrıca bunu tamamlayan diğer hususlarsa, kurumların iç ahengi ve diğer kurumlarla uyumlu, etkili işbirliği ve eşgüdüm içinde çalışmasıdır. Bunları gerçekleştirebilen ulusların profili sürekli yükselmektedir. Unutulmamalıdır ki, bu profili yakalayan toplumların başarısında, toplumu oluşturan bireylerin bir amaç doğrultusunda kanalize olmalarının da etkisi büyüktür. Özellikle, her konuda sürekli kavga eden, uzlaşamayan toplumların moral değerlerinden yoksun bir şekilde bu seviyeyi yakalamaları hayal bile edilemez. Bu nedenle bir ulusun refahı, istikrarı, geleceği, bağımsızlığı için iç barışın öneminin altını kalın çizgilerle çizmek istiyorum.
Her ne kadar bazı yabancı düşünürler ve siyaset adamları ülkemizi farklı bloklarda görseler de bizim kendimizin hangi tarafta olacağımıza karar vermemiz gerekir. Aksi takdirde, yalnızlık ve izolasyon medeni dünyanın ait olduğu sistemden kopmayı da beraberinde getirecektir. Dış ve yakın çevredeki gelişme ve değişimlerden kendini soyutlayan ve sadece içine bakan ülkeler dünya siyasi tarihinin tozlu yapraklarında kalmaya mahkum bırakılmışlardır. Çevresel şartlara açık ve gelişmelere zamanında uyum sağlayabilme becerisi, sistemlerin bekasının teminatıdır. Aslında ülkemiz kararını cumhuriyetle birlikte ve hatta Osmanlı döneminde sürekli batıya doğru ilerlemeye çalışarak vermiştir. Büyük Önder Atatürk de, Türk ulusuna hedef olarak 'çağdaş medeniyetler seviyesinin üzerini' göstererek Türk ulusunun tercihinin açık olarak akıl ve bilimin en egemen olduğu Batı medeniyetinden yana olduğunu ortaya koymuştur.''

ENERJİ
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Özkök, Batı medeniyeti için gittikçe önem kazanan ve şimdilerde çok daha duyarlı hareket edilmesini gerektiren önemli bir hususun da enerji olduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti:
''Günümüzde, dünya enerji ihtiyacı büyük ölçüde fosil yakıtlardan karşılanmaktadır. Fosil enerji kaynak rezervlerinin ne zaman biteceğine dair pek çok varsayım olmakla birlikte, gerçek olan husus, bu kaynakların sonlu olduğudur. Ülkelerin gelişmeleriyle orantılı olarak enerjiye olan talep gün geçtikçe artmakta ve enerji açığı daha da büyümektedir. Örneğin, ABD'nin enerji talebi 2025 yılında 3,4 milyar ton petrole eş değer olacaktır. Doğal olarak, özellikle gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin enerji kaynaklarının bulunduğu bölgelere olan ilgilerinde de artış gözlenmektedir. Özellikle son dönemde ham petrol fiyatlarında görülen yükseliş, enerji kaynaklarının bulunduğu bölgelerin önemini gelecek on yıllarda devam ettireceğinin ve 'enerji kullanma maliyetinin' daha da yükseleceğinin önemli bir göstergesidir. Öyle ki bazı ülkeler tehdit ve risk algılamalarını kendi ülkesinden çok uzaklarda değerlendirmekte ve askeri değişimini bu istikamette yönlendirmektedir. Bununla beraber, alternatif, yenilenebilir yakıtlara yönelik çalışmalar da hız kazanmıştır. Ancak, fosil kaynakların işletilmesi ve taşınması büyük yatırımlara ihtiyaç gösterdiğinden, fosil kaynaklara bağımlılık devam etmekte; alternatif, yenilenebilir kaynakların geliştirilmesi için yapılan araştırmalara ayrılan fonlar yetersiz kalmaktadır.
Dünyanın genel durumu bu iken, ülkemizin de petrol ve doğal gaz bakımından kaynaklarının oldukça kısıtlı olduğunun altını çizmek istiyorum. Bu sebeple, ülkemizin enerji talebinin 2010'lu yıllarda bugünkü talebin çok üstünde olacağını ve fosil kaynakları kullanmaya devam edeceğimizi söylemek yanlış olmayacaktır. Bir değerlendirmeye göre, ülkemizin 2020 yılındaki enerji talebi 319 milyon ton petrole eşdeğer civarda olacaktır. Dolayısıyla ülkemiz, gelecekte de enerji bağımlısı bir ülke olmaya devam edecektir. Diğer taraftan, alternatif çözümler bulunmadığı takdirde, gelecekte enerji açığı gittikçe yükselecek, ülkemizin bu alanda başka ülkelerle de rekabet halinde olacağı dikkate alındığında; bu durum, ekonomik ve sosyal gelişmenin önündeki en büyük engellerden birisi olacaktır. Çünkü gelecekte, ülkemizin yarattığı ekonomik değerler artan oranda enerjiye aktarılmaya devam edecektir. Bu süreç, gelişmiş ülkeler seviyesini hedeflemiş ülkemiz için son derece olumsuz bir faktördür. Elbette ülkemizde ulusal enerji stratejileri çerçevesinde kaynak çeşitlendirmesine yönelik bazı çalışmalar yapılmaktadır. Ancak, kısa ve orta vadeli enerji ihtiyacımızın dışarıdan karşılanması önemli bir gerçek olarak karşımızda durmaktadır.
Bu durumda bize düşen acil ve öncelikli görevlerden biri, ülkemizin geleceği için 'enerji tasarrufu' yapmamız gereğidir. Özellikle, 'enerjiyi verimli kullanma' anlayışının yerleştirilmesi büyük önem arz etmektedir. Daha az enerji tüketerek aynı işi yapmanın yollarını oluşturmalıyız. Verimlilik maksimuma çıkarılmalı, israflar kısılmalı ve rasyonel bir tasarruf stratejisi izlenmelidir.''

''EN ÖNEMLİ EKSİĞİMİZ''
Orgeneral Özkök, bilimi ve teknolojiyi kullanarak yeni yaşam koşulları geliştirmek zorunda olunduğunu da belirterek, ancak bu konunun da Türkiye'nin en önemli eksiği olduğunu söyledi. Orgeneral Özkök, ''Çünkü Türkiye bazı önemli kaynakları olmasına rağmen bunları ülkemiz için önemli bir katma değere çevirecek bilim ve teknoloji üretememektedir. Bu yetkinliğe ulaşsak bile, kendi kaynaklarımızla enerji ihtiyacına çözüm üretmek yıllar alabilecektir'' dedi.
Aslında bu noktada gelişmiş ülkelerin bile sıkıntıları olduğunun görüldüğünü ifade eden Orgeneral Özkök, onların da alternatif enerji kaynaklarını kullanma gayreti içinde olduğunu belirtti. Orgeneral Özkök, ''Ancak bizden farkları şu; yıllar önce bu işe başlamak. Örneğin, geçenlerde BBC'de yayınlanan bir programda, enerji tasarrufu ile ilgili şehir belediyelerinin çok önemli çalışmalar yaptıkları ifade edilmiştir. Özellikle, İngiltere gibi güneşin son derece az görüldüğü bir ülkede bile, güneş enerjisinin konutlarda kullanımının teşvik edilmesi ilgi çekicidir'' dedi.
Orgeneral Özkök, sözde ''fayda'' elde edeceğim diye, çağdaş savurganlık yapılmaması gerektiğini, borçlanmanın kolay olduğunu, muhasebe hesaplarıyla da bunun uzun vadeli olarak sermayeyi etkilemeyeceği gibi sonuçların da çıkarılabileceğini ifade ederek, şöyle devam etti:
''Ancak, hesapsız fayda adına yapılan harcamalar, geleceğin sermayesinin bugünden yenmesidir. Harcadığımız her kuruş, gelecek nesillerin, çocuklarımızın, torunlarımızın sırtına yüklediğimiz ve ödeme için onları taahhüt altına soktuğumuz tonlarca yükle eşdeğerdir. Buna hakkımız yoktur. Bizden sonraki nesillerin geleceğini, bugünden yapılacak öngörüsüz harcamalarla ipotek altına almamalı ve onlara borç bırakmamalıyız.
Özellikle son dönemde yaşanan enerji krizleri ve petrol fiyatlarındaki aşırı yükselme, enerji faturamızı oldukça kabartmıştır. Giderlerimizi borçla finanse ettiğimizi unutmayınız. Fayda elde etmek için, bugün yaptığımız tüm harcamaların ileride güvenliğimizin teminatı olacak şekilde geri dönmesini hesaplamak zorundayız. Bu konuda TSK olarak üzerimize çok önemli görevler düşmektedir. Daha önce birçok alanda yaptığımız gibi, topluma enerji tasarrufu bilincini yerleştirmede de önemli rol oynayabiliriz. Her yıl on binlerce Türk genci çeşitli askeri kurumlarda görev yapmaktadır. 'Yurt Sevgisi' eğitimine benzer bir düzenlemeyle, enerji tasarrufunun ülkemiz için ne kadar önemli olduğunu ve alınabilecek tedbirleri gençlerimize anlatabilir ve onları bu konuda bilinçlendirilebiliriz.''

ETRAFIMIZDAKİ İSTİKRARSIZLK NEDENİYLE, SAĞLAM BİR GÜVENLİK STRATEJİMİZ OLMALI
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök, Türkiye gibi etrafı çok sayıda istikrarsızlıkla dolu bir coğrafyada yaşayan bir ülkenin aynı zamanda sağlam bir güvenlik stratejisine sahip olması gerektiğini belirterek, ''Bizim ihtiyacımız olan şey, bir taraftan yaşadığımız bölgeyi ve dünyayı daha iyi anlayabilmek ve diğer taraftan ülkemizin güvenlik gereksinimlerine yönelik etkili çözümler üretebilmektir'' dedi.
Orgeneral Özkök, Türkiye açısından bir diğer önemli konunun da belirli bir oranda ''hala geleneksel bir çatışma'' ve özellikle de nükleer silahlarla ilgili tehdit ile karşı karşıya bulunulması olduğunu vurguladı.
Uzak Doğu'daki Çin, Kore Yarımadası ve Japonya'nın bulunduğu bölgedeki sorunlar ile Orta Asya ülkelerinde olup bitenlerin ve Kafkasya'da şu anda dondurulmuş halde bekletilen çözülmemiş sorunların; bir başka küresel güç adayı Hindistan'dan itibaren Pakistan, Afganistan ve İran'a kadar uzanan bölgedeki güvenlik problemlerinin ve Orta Doğu'daki gelişmelerin Türkiye'nin bulunduğu bölgede düğümlenen temel küresel kırılma hatlarını oluşturduğuna dikkati çeken Orgeneral Özkök, bu bağlamda Türkiye'nin bulunduğu coğrafyanın, kırılma hatlarının kesiştiği bir düğüm noktası ve Avrupa'ya doğru uzanan bir eşik gibi olduğunu kaydetti. Orgeneral Özkök, ayrıca, Uzak Doğu'dan başlayarak Orta Doğu'ya doğru uzanan nükleer eksenin küresel kırılma hatlarıyla olan ilgisinin ve birbirini çeşitli şekillerde besleyen özel ilişkisinin bölgedeki güvenlik konusunu çok daha karmaşık bir hale getirdiğini anlattı. Orgeneral Özkök, şöyle konuştu:
''Böylesi bir ortamda, Türkiye gibi etrafı çok sayıda istikrarsızlıkla dolu bir coğrafyada yaşayan bir ülkenin aynı zamanda sağlam bir güvenlik stratejisine sahip olması da gerekir. Konuşmalarımda ve mesajlarımda sürekli olarak vurguladığım ülkemizin güvenlik stratejisinin dört temel dayanağını tekrar etmek gerekirse; - Etrafımızdaki simetrik tehditlere karşı mevcut dengeleri ve milli menfaatlerimizi korumak için caydırıcı bir gücün varlığı, ki bu güçlü bir silahlı kuvvetlerdir.
- Terörizm başta olmak üzere uluslararası yeni risk ve asimetrik tehditlerin ülkemize ve ülke dışındaki menfaatlerimize zarar vermesinin önlenmesi, - Ülkenin bütünlüğüne, ulusal birliğine ve rejimin bekasına yönelik tehditlere karşı gerekli tedbirlerin alınması ve - Doğu Akdeniz'deki güvenliğimizin temelini teşkil eden Kıbrıs'taki hak ve menfaatlerimizin korunmasıdır.
Görüldüğü gibi, bu dört temel unsurun tamamı da TSK'yı yakından ilgilendirmektedir. Bizim ihtiyacımız olan şey, bir taraftan yaşadığımız bölgeyi ve dünyayı daha iyi anlayabilmek ve diğer taraftan ülkemizin güvenlik gereksinimlerine yönelik etkili çözümler üretebilmektir. Özellikle, ülkemizin bekası ve menfaatleri açısından gelişmelerin değerlendirilerek muhtemel karar noktalarının bugünden tespit edilmesi biz 'karar vericiler' için büyük önem taşımaktadır. Bizleri gelecekteki bu noktalarla buluşturacak yetenekli personele sahip olmanın ve bu personelin karargahlarda istihdam edilmesinin ülkemizin bekası ve TSK'nın gelişimi için ayrı bir önemi olduğunun da altını çizmek isterim.
TSK'nin bütün bu ihtiyaçlara cevap verebilmesi, yüksek yoğunluklu bir harekat ile düşük yoğunluklu bir harekatı birlikte icra edebilecek yetenekte olmasıyla mümkündür. Dolayısıyla, cevabını vermemiz gereken bir diğer husus da 'gelecekte nasıl bir harekat alanıyla karşılaşacağımız'dır. Bu harekat alanının özelliklerini şimdiden hayal etmeye başlamalıyız.''

''BİLGİSAYARDAN AZAMİ ORANDA İSTİFADE EDİLMELİ''
Orgeneral Özkök, bu konuda, bilgisayarlardan azami oranda istifade edilmesi gerektiğinin altını çizerek, yeni güvenlik gereksinimlerine paralel olarak özgün değişim felsefesinin alt yapısının da oluşturulması zorunluluğu üzerinde durdu Bir diğer akla gelen sorunun da ''sahip olunan kısıtlı kaynakların nasıl etkin olarak kullanılabilineceği'' olduğunu ifade eden Orgeneral Özkök, burada yapılması gereken en önemli şeyin, öncelikleri değişen koşullara göre iyi bir şekilde belirleyebilmek olduğunu kaydetti. Eldeki kaynakları etkili bir şekilde kullanmanın başka bir yolu bulunmadığını dile getiren Orgeneral Özkök, ihtiyaçların sonsuz, fakat kaynakların sınırlı, bu gerçeğin de planlama fikrinin yaratıcısı olduğunu belirtti.

''DÜNYADAKİ GÜÇ DENGELERİNİN DEĞİŞMESİNİN TEMEL NOKTASI, YİNE İNSANDIR"
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök, dünyadaki güç dengelerinin değişmesinde, teknolojik ilerlemeler ve yeni güvenlik gereksinimlerinde ve yeni yaklaşımların ortaya çıkmasında karşılaşılan temel noktanın insan olduğunu belirterek, '''TSK olarak biz de vizyonumuza ve sürekli iyileştirme felsefesine uygun olarak Personel Yönetim Sistemimizi gözden geçirip yenileme gayreti içindeyiz'' dedi.
Özkök, dinamizmin önündeki bir diğer engelin de kalıplar ve tutuculuk olduğuna işaret ederek, dünyanın her tarafında iş yapan, başarı elde eden insanların eski ve çalışmayan kalıpları değiştiren insanlar olduğunu vurguladı.
İskoçların patatesi, ''İncil'de ismi geçmiyor diye yeni dünyanın keşfi ile birlikte Avrupa'ya geldikten yüzlerce yıl sonra yemeye başladıklarını'' örnek gösteren Orgeneral Özkök, ''Bu sebeple, yeni uygulamalar, sistemi sürekli sorgulama ve her gün bir defa 'acaba' diyebilme sizlere gelişimin önündeki engelleri aşma imkanını verecek ve olaylara daha geniş bir açıdan ve şartlanmalardan etkilenmeksizin bakabilme yeteneği de kazandıracaktır'' diye konuştu.
Güney Kore'ye ziyareti esnasında Koreli bir gezi rehberinin sorduğu ''1=5, 2=25, 3=125, 4=625 ise 5 nedir?'' sorusunu unutamadığını ifade eden Orgeneral Özkök, ''Bu soru aslında bir matematik sorusu gibi görünse de bir matematik sorusu değildir. Tamamen bir algılama ve soruya bakış açısıyla ilgilidir. Sorunun cevabı bir çoğunun düşündüğü gibi 3125 değil, 1'dir. Çünkü 1=5 ise 5=1'dir. Şartlanmaların zincirini kırmadan unutulmaz kişiler olamazsınız'' dedi.
Orgeneral Özkök, çerçevesini çizdiği yeni güvenlik ortamının gereksinimlerinin karşılanmasında temel hususun, insan kaynaklarının etkin yönetimi olduğunu belirterek, şunları söyledi:
''Bu bağlamda, dünyadaki güç dengelerinin değişmesi, teknolojik ilerlemeler ve yeni güvenlik gereksinimleri ve yeni yaklaşımların ortaya çıkmasında karşımıza çıkan temel nokta yine insandır. TSK olarak biz de vizyonumuza ve sürekli iyileştirme felsefesine uygun olarak Personel Yönetim Sistemimizi gözden geçirip yenileme gayreti içindeyiz'' Orgeneral Özkök, 21. yüzyılın getirdiği değişimle başa çıkabilmek için göreve yönelik prensiplerin de hayata geçirilmesi gerektiğini belirterek, günümüzde görev gereksinimlerinin olağanüstü derecede farklılaştığını, artık başarı için farklı çözümler ile farklı sonuçlar elde edilmesi gerektiğini, bunun da aynı şeyleri tekrar ederek gerçekleştirilemeyeceğini söyledi.
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Özkök, vatan için yapılan her şeyin, vatanı çok sevmekten ileri geldiğini belirterek, icra edilen bütün faaliyetlerin yurt ve ulus sevgisi temeline dayandırılması gerektiğini de vurguladı.


Kaynak : Netgazete, 17 Mart 2006

Geri Arkadaşına Gönder Bu Haber İçin Yorum Yazabilirsiniz

Ayağını yorgana göre uzat.
Türk Atasözü

(C) 1997-2009 KEYKOBİ.NET WEB Grubu tarafndan hazırlanmıştr.   

E-mail:  mail@ncp.com.tr
         


www.Belediyeler.Net

GÜNCEL


Ülkemizde yaşananlardan sonra İnternet'te sansürü destekliyormusunuz? ( 05.01.2007)
 Denetim Altında tutmak lazım  
 Evet Sansürlenmeli  
 Hayır Sansürlenmemeli  
Toplam Katılım : 1432

www.Belediyeler.Net

ANTALYA